22 05 2013

Sürgünün gözleri(ilahi adaleti bekleyenlere...)

  Gözlerinizi çıkarıp birilerine  vermek istersiniz bazen.Sizin gördüklerinizi görebilseler ne güzel olurdu değil mi? Duyduklarınıza değil gördüklerinize inandığınızı anlayabilseler... Bazen öğretmenlik okuduğum için pişman oluyorum.Aldığım psikoloji dersleri ile anlayabilmeyi  öğrendim diye.Birgün bir kadının gözlerinde  korkuyu, öfkeyi ve utancı görürsünüz.Bilirsiniz bu ne demek kimse bilmese ne yazar.Varsın sizi dönek bilsinler.Uzattığınız elin neden olduğunu, neden yardım ettiğinizi başkaları anlamasa da bazı şeyler için dayanırsınız.Birgün ilahi adalete sığınırsınız.Zafer çığlıkları atanlara inat siz doğruluğu seçersiniz.Zafere giden yolda herşey mübah mıdır? Ya inanç , namus ahlak bunlar nasıl riske atılır ki? Gerçekten anlamıyorum.Can yücel’in o meşhur sözü aklımdan gitmiyor bana şiirlerinde küfür etme diyorlar küfretmeden nasıl anlatabilirim o. Çocuklarını.”Gerçekten nasıl anlatılır ki küfretmeden. Yalan söyleyebilsem keşke.Ah bir becerebilsem beni de sevebilirlerdi bu dünyada.Susmak gerçekten zor işçilik. Siz kurbanlık koyun gibi sıra kimde diye beklerken herkes susar..Haksızlık ortadadır herkes bilir ama kimse dile getiremez.İnanmayacaklarını bilmek korkutur insanı korkmak zordur.Aslında susmak da zordur. Aşk tesadüfleri sever mi bilmem ama bazı aşkları tesadüfler ortaya çıkarır. “Tanrım bize değiştirebileceğimiz olayları değiştirmek için güç,Değiştiremeyeceğimiz olaylara katlanmak için sabır ve daha önemlisi bu ikisini ayırt edebilecek sağduyu ver.” Diyor ya İpek Ongun işte böyle dua etmek lazım bazen. Ve aklnızdan geçen birtek cümle vardır. -Tanrım aslında biliyorum sıra kimde... SIRA BENDE... ... Devamı

14 03 2013

Sevmek yetmedi ayrılığa dair...

Sevmek yetmedi ayrılığa dair... |  görsel 1

  Ne güzel başlamıştık oysa... Yıllar sonra bir köşe başında.Sanki Tanrı,  kaçırdığımız bir fırsatı sunmuştu altın tepside. Birbirimize  en çok ihtiyacımız olduğu anda.Bir anda deli dolu başlayan sevdamdı sürpriz bir pakette.Oysa yazmamış ki yaradan seni bana.Bir gün o kapıyı çarpıp çıkacağımı bilmezdim.Ben seni terk ederken Cemal Safinin o dizeleri okunuyordu sanki fonda. Meydan mı verirdim bu ayrılığa?  Bilseydim bu kadar zor olduğunu.  Bilseydim dünyanın böyle karanlık,  Bilseydim bu kadar dar olduğunu.  Bencildim belki, ama inan sevmiştim.Karanlıktı bulutlarım.Karanlıktı sevdalarım.Ama yetmemişti sevmek.Türk filmlerinin o eşsiz repliği vardı dilimde."Biz ayrı dünyaların insanlarıyız" oysa sadece yetmemişti sevmek seni.Ben ve sen olabilirdik.Biz olmak öyle zordu ki. Aşkın metafiziğini okurken delice karşı  çıktığım sözlerine inanıvermeye başlamıştım. Arthur  Sessizce "ben sana demiştim, Türün özellikleri" diye fısıldıyordu. Sustun. Biliyordun sanki geri dönmeyeceğimi. Ben giderken yüreğim saçma bir gururun esiriydi. Her an sarılıp seni seviyorum dememek için  hızla çıktım ömrümüzü koyduğumuz o evden.Ömrüm geçmişle bugün arasında verdiğim savaşta yaralı çıktı. Anladım ki Sevmek asla yetmeyecekti. "Gözün kör olsun Arthur türün özellikleri diye diye ayırdın bizi" diye bağırdım sokaklarda. Pişman olacağım biliyorum.Ama ben asla vazgeçmeyeceğim… …     ... Devamı

09 03 2013

umuda yürüyüş

umuda yürüyüş |  görsel 1

  Söylenmemiş sözlerim vardı benim.Kelimeler yetersiz kalır diye.Sessiz çığlıklarım vardı bitmek tükenmek bilmeyen.Yıllar sonra seni seviyorum demek kadar zordu.Bunca zaman sonra yeniden  umuda dönüştü.   Bir bebeğin düşlerini istemiştim oysa Tanrı'dan.Bakkalda umut satacaklar birgün, ben  bakkaldan umut istemiştim annemden.Sen benim şiirlerimdin ey yar.Susmak gibiydi  yalnız ve  bahtsızdı sevdalar.O uzun cümleler gibiydi yaşam.Bazen hiç birşey anlamazdım.Ne vakit sığınsam sevdaya yıkılan düşlerimi gördüm ben.Yeniden güvenirken bir dosta kırılan umutları gördüm ben. Bir hayal kırıklığıydı,bir kaybedişti amele mektebini suskunluğa boğan.Yıldız hocanın isyanıydı belkide.Son kalesinin  fethedilmesiydi o yazmaya yemin ettiren olay.Son kale  işgal altından kurtulduğunda bile bir daha yazmadı.Sonra bir gün bir şiir, eski bir şiiri gönderdiler işte o gün anladım ki yazmak benim umudummuş.   Bunca zaman sonra yeniden yazıyorum.Hayata inat.Düşmanlara inat.Ben yazmadan söylemeden eksikmişim.Soluksuzmuşum anladım.Çok geç de olsa bunu anladım.Bakkalda umut satılmasa da hala ben umudu bir  yürekten aldım. Belkide bu yüzden vazgeçmemek gerekir.Yanımda olduğunuz için teşekkür ederim...       Devamı

25 08 2012

susmak zor işçilik

                                      GEce zifiri karanlık, herkes uyuyor bense bir şişede balık tutuyorum.Ağlasam diyorum  o lanet gururum izin vermiyor.Ne tuhaf bu kez gözyaşı yok.İçimde tutuklu kalmış dizelerim var. HEr hanede her bedende sıkılmış canlar var şimdi.Söyleyemediklerimiz, susup cevap veremediklerimiz,Belkide hiç bir zaman yazamadıklarımız var yüreğimizde.Sus..Sus diyoruz kendimize yastıkla aramızda sır kalan sıkıntılarımız var... Aslında herşey geçiyor.Dayanmaya gücüm kalmadı dediğimizde  o ilahi güç bize susayı öğretiyor.Kul kulla sınanır derler.Belkide öyle. Aslında o kadar tuhafım ki bu gece.YAzamıyorum... Bahçedeki kuyuya düşmüş br çocuk gibiyim.Bağırıyorum kimse duymuyor.Bu defa yara bere içindeyim kimse görmüyor.Bense sadece susuyorum.Susmak zor işçilik.Yalnızık kadar zor. Devamı